Bilgisayardaki pornografik görüntüler ve bu görüntülerin doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar içerip içermediğine yönelik bilirkişi incelemesi

 

Dijital yaşamın pornografik içeriklere erişimi de kolaylaştırmasıyla birlikte, bu konu, TCK 226 kapsamında el konulmuş olan veya bu kapsamda el konulmuş olmasa da başka suçlar kapsamında el konulmuş olup incelenen bilgisayarlar bağlamında bilirkişileri de ilgilendirmeye başladı.

İlk olarak belirtmek gerekir ki, bu konu sadece dini bakış açısına göre ele alınıp tüm insanlara uygulanabilecek bir konu değildir. Çünkü yeryüzünde insanlardaki cinsel davranışlar alanı, tek bir kişinin kendi kültürel bakışına sığmayacak kadar geniş, kapsamlı, çok boyutlu ve değişkendir. En nihayetinde cinsellik zaten bireye özgü bir alandır.

İnsanlardaki cinsel davranışların bir yönü bazı kişilerce dini açından uygun ve doğal bulunurken, aynı cinsel davranış tıp ve sağlık bilimleri açısından uygun bulunamayabilmektedir. Mesela, çocuk yapmaktan kaçınılan cinsel birleşmeler dini bakış açısına göre hoş karşılanmazken(hatta bazılarınca günah sayılırken), sağlık bilimlerine göre bu durum son derece normal, mutluluk veren, insanın beden ve ruh sağlığına katkıda bulunan bir davranıştır. Aynı şekilde, Türkiye’nin doğusunda 12-13 yaşlarında kız çocuklarının babaları/dedeleri yaşlarında adamlarla evlendirilip doğrudan cinsel davranışlarda bulundurulmaları dini açıdan doğal karşılanırken (imamlarca nikahları kıyılırken), tıp, psikoloji, pediatri bilimleri ise bunu uygun ve doğal bulmaz.

Görüldüğü gibi, bu konuya sadece dini bakış açısıyla bakılması doğruya götürmemektedir. Bu nedenle, insanı yeryüzünün “en üst değeri” olarak kabul eden bilime ve ‘evrensel hukuka’ bakmak gerekmektedir.

Maalesef mevcut durumda bu konularda bilimsel değil de, kültürel bakışla hareket edilerek bilirkişi raporları düzenlenebildiğinden, bir çok insanın yok yere cezalandırılmasına ve hatta ölümüne neden olunabilmektedir.

Bu nedenle, bilgisayarlar, hard diskler, CD’ler vb yerlerdeki dijital görüntülerde “doğal olmayan yoldan cinsel davranışlar bulunup bulunmadığı” konusunda inceleme yapılıp bilirkişi raporu aşağıdaki gerçekler göz önüne alınarak hazırlanmalıdır:

1. Kanun metnindeki “Doğal olma” veya “doğal olmama” ifadesi, son derece subjektif, kişiden kişiye ve toplumdan topluma değişen bir kavramdır ve hiçbir şekilde bilimsel bir tarifi yoktur ve olamaz da. Dünya üzerinde, “doğal olan davranış” ve “doğal olmayan davranış” şeklinde belirlenmiş bir “cinsel davranış listesi” yoktur ve hangi davranışın doğal olup olmadığı, coğrafi bölgeler, yöreler, kişiler arasında dahi değişiklik gösterebilir. Bir topluma veya kişiye göre doğal sayılmayan bir davranış diğer bir topluma göre pekala doğal sayılabilmektedir.

2.Sosyoloji, sağlık, psikoloji bilimleri açısından bakıldığında, cinsel davranışların, “bireye özel” olan ve bireyin doğuştan itibaren büyüme-gelişme sürecinde şekillenen bir gerçeklik olduğu ve hukuk bilimi açısından bakıldığında ise “temel insan hakkı” olduğu, dolayısıyla her halükarda bireyin kendisi dışında başka bir kişinin veya makamın talimatına oturtulamayacak bir özel alan olduğu görülmektedir.

Bu nedenle, cinselliğin ve cinsel davranışların mevzuatla “doğal olan” veya “doğal olmayan” diye muğlak bir tasnife tabi tutulması doğru olmadığı gibi, bu tarz bir sınıflandırma girişimi, sınıflandırma yapmaya çalışan kişinin, kişisel bakışına göre yapacağı yorumlardan öteye geçmemektedir. Dolayısıyla hiçbir bağlayıcılık da ifade etmemektedir.

3.Diğer yandan, gerek kadın, gerek erkek gerekse de gay-lezbiyen insanlar dahil olmak üzere, bir insandaki cinsel davranışlar; kişinin genetik yapısı, doğumdaki fiziksel vücut yapısı(cinsiyet organları) ve doğumdan önce başlayıp ergenliğe kadar devam eden ve erişkinlik döneminde olgunlaşan hormonların hepsinin bir aradaki kombinasyonu ile ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle, yeryüzünde tek tip bir kadın, tek tip bir erkek (ve dolayısıyla tek tip bir kadın cinselliği, tek tip bir erkek cinselliği) bulunmamakta ve birbirinden çok farklı cinsel davranışlar söz konusu olabilmektedir.

4.Ayrıca, insanlar arasında birbirinden çok farklılık gösteren cinsel davranışların, tabiattaki diğer canlılarda da aynı şekilde farklılık arz ettiği ve cinsel davranışların tabiatta da tek bir şablon şeklinde olmadığı açıkça görülmektedir. Örnek olarak;

a) Penguenler, martılar, aslanlar, filler vb. diğer memeli canlılarda da aynı cinsiyetler arasında cinsel davranışlar gerçekleşmektedir.

b) Deniz atlarında, cinsel birleşme sonrasında, dişi deniz atı değil, erkek deniz atı yavruyu taşımaktadır.

c) Tabiattaki hermafrodit(biyolojik çift cinsiyetli) canlılar, hem erkek hem de dişiye ait cinsel organlarla doğmakta ve her iki cinsiyete ait cinsel davranışlar gösterebilmektedirler. Bu durum tabiattaki canlılarda olduğu gibi hermafrodit doğan insanlar için de birebir geçerlidir. (Örnek olarak, Antalya’nın Gündoğmuş ilçesi Akyarı köyündeki bir çok insan, doğuştan çift cinsiyetli olarak dünyaya gelmektedir ve doğduğunda bebeğin ileride erkek mi yoksa kadın davranışları mı göstereceği bilinememektedir. Bu nedenle, kimi zaman kadın olacağı düşünülen kişiler, büyüdüğünde erkek cinselliği gösterebilmektedir). Bakınız. http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26470090.asp

d) Yine, tabiatta, cinsel davranışların yalnızca iki taraf arasında değil ikiden fazla sayıda taraf arasında da yer aldığı da görülmektedir.

Görüldüğü gibi cinsel davranışları ne insanda, ne tabiattaki diğer canlılarda tek bir şablona oturtmak ve “doğal olan” veya “olmayan” şeklinde liste yapmak mümkün değildir. (Ayrıca, gay cinselliğinin doğada olmadığı söyleyenlerin de genelde cahil, gelişmemiş, düzgün Türkçe dahi konuşamayan, köyündekinden biraz farklı insanları kötü sanan, bilimle alakası olmayan, yabancı dil de bilmediğinden bilimsel makale de okuyamayan, dünyada 7 milyar birey yaşadığından haberi olmayıp tüm dünyadaki 7 milyar insanın kendisinin tarikat ve kültüründen olmak zorunda olduğunu sanan ve yeryüzünde sadece tek bir tipte insan var olduğunu zannedip bazı insanların psikolojik veya biyolojik açıdan farklı olabildiğinden haberi olmayan, biyoloji, psikoloji, endokrinoloji vb gibi hiç bir bilimden haberi olmayan kişiler olduğu da unutulmamalıdır.)

O halde;

– TCK 226. madde de geçen “doğal olmayan yoldan cinsel davranışlar” ifadesi bilimsel olmadığından, kişilere ve kültürlere göre değişebileceğinden ve cinsel davranışların “doğal olma veya olmama” durumuna ilişkin tüm insanları kapsayan bir şablon mevcut olamayacağından, internette yetişkin insanlar arasındaki duruş, bakış, dokunuş, vajinal, oral, anal seks içerikli görüntülerin “doğal olan veya olmayan” gibi keyfi şekilde tanımlanıp insanların hapse atılması büyük bir yanlıştır. (Zaten insanların korku ve baskı altında yaşadığı ve daha çok ortadoğu ülkelerinde görünen bir durumdur.)

– Cinsel davranışlar, tabiatta da, sadece iki cinsiyet arasında görülmeyip aynı biyolojik cinsiyetteki canlılar arasında da görülmekte olup, dijital ortamda da aynı biyolojik cinsiyetteki insanlar arasındaki cinselliğin de doğal olmayan yoldan cinsel davranışlar kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Mevcut durumda Almanya, Hollanda, Danimarka, Portekiz, İspanya, İsveç, Norveç, Belçika, İzlanda gibi mutlu, huzurlu ve güler yüzlü insanların yaşadığı ülkelerde, gay-lezbiyen evliliklerinin hukuk sistemlerince diğer evliliklerle eşit kabul edildiği ve hatta gay çiftlere evlat edinme haklarının dahi verilmiş olduğu unutulmamalıdır. (Ayrıca, İzlanda, Belçika, Lüksemburg ve Sırbistan’ın başbakanlarının eşcinsel olduklarını, Berlin belediye başkanının gay olduğunu, Iphone’ların üreticisi Apple firmasının Yönetim Kurulu başkanı Tim Cook gibi bir çok başarılı yöneticinin eşcinsel olduklarını da açık şekilde ve kendi beyanlarıyla belirttikleri unutulmamalıdır.)

– İnsanın biyolojik cinsiyeti ve cinsel davranışları, insanın bedensel ve ruhsal bütünlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak insan hakları ve evrensel hukuk sistemlerince korunmaktadır. Dolayısıyla, insanın cinsel davranışları üzerinde, hiçbir kişi, grup ya da makam tarafından ne olumlu ne de olumsuz hiç bir tasnif ve listeleme yapılamaz. 

Sonuç olarak,  21. yüzyılda Türkiye’de bir kişinin bilgisayarında veya telefonunda internetten kalmış olan bir erotik veya pornografik resme bakıp, o resimdeki içeriği bir başkasının doğal bulmaması sonucu bilgisayar kullanıcısının hapise atılması gibi bir vehametin bir an önce son bulması için TCK 226. maddenin  evrensel hukuka göre yorumlanması şarttır. Bu çerçevede, kanun metinde geçen “doğal olmayan cinsel davranışlar” ifadesinden yetişkin pornografisi anlaşılmayıp, ancak ve ancak;

– şiddet, hayvanları içeren

– cinsel olgunluğa erişmemiş kişileri
içeren görüntüler anlaşılmalı ve bunlar dışında kalan cinsel davranışları içeren görüntüler “doğal cinsel davranışlar” olarak değerlendirilmelidir. (Aksi halde, istatistiklerin de ortaya koyduğu şekilde, her 3 kişiden birinin internette müstehcen bir içeriğe baktığı düşünüldüğünde, 50 milyon internet kullanıcısı bulunan ülkemizde, 17 milyon insanın şu anda hapiste olması gerekmektedir.)

 

Not: Bu konuda örnek kararlar için aşağıdaki linkleri tıklayınız.

1- Yargıtay kararı…. (Gay insanlara yönelik içeriklerin TCK 226 kapsamında müstehcenlik suçunu oluşturmadığına ilişkin karar)

2- Pendik 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararı…(Gay insanlara yönelik içeriklerin suç olmadığına ilişkin karar)

3- Gay ve lezbiyen insanların evliliklerinin, diğer insanların evlilikleri gibi hukuk sistemlerince kabul edildiği 26 en özgür ve gelişmiş ülkelerden bazıları:

Almanya
Arjantin
Danimarka
Portekiz
İzlanda (Ülkenin Başbakanı Jóhanna Sigurdardóttir dahi gay’dir)
İsveç
İspanya
İngiltere
Fransa
Belçika (Ülkenin başbakanı Elio Di Rupo dahi gay’dir.)
Avusturalya
 İrlanda (Başbakan Leo Varadkar, ülkenin ilk gay başbakanıdır)
Kanada
Norveç
Güney Afrika
Hollanda
Malta
Grönland
Finlandiya
Lüksemburg (Xavier Bettel ülkenin ilk gay başbakanıdır.)
Brezilya
Yeni Zelanda

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , , ,

Yorum Yaz