Gelişmiş ülke bilişimcisiyle gelişmemiş ülke bilişimcisi arasında bazı davranış farkları…

GELİŞMİŞ ÜLKE BİLİŞİMCİSİ

GELİŞMEMİŞ ÜLKE BİLİŞİMCİSİ

Sorulan bir konunun cevabını biliyorsa cevap vermeye çalışır. Bilmiyorsa;

– “I don’t know(bilmiyorum)”  veya

– “I have never tested it (Hiç test etmedim)” diye cevap verir.

Cevabı bilip bilmemesi önemli değildir. Muhakkak bir şeyler söyler ya da söylemesi gerektiğini düşünür. O söylediği şey sorunun cevabı mı değil mi bu önemli değildir. Çünkü “bilmiyorum” demeyi kendine yediremez. Ayrıca arada başka konulara da dalar. Bakarsınız o kadar lafın sonunda sorunuza cevap alamıyorsunuz, “Amaaan tamam neyse, sussun bari” diye “tamam anladım” demek zorunda kalırsınız. Öyle deyince “hah, iyi kurtardık durumu” diye düşünerek susar.
Belirli bir iş, çalışma düzeni ve planı vardır ve bir konuda “oturup detaylı olarak konuşalım” dediğinizde 2 gün sonrası için “How about Wednesday, at 12:00 (Çarşamba 12’ye ne dersin” gibi bir cümle kurar.Bir konuda “oturup detaylı olarak konuşalım” dediğinizde “Tamam  bir ara otururuz, hallederiz, yaparız, inşallah, maşallah vs” şeyler söyler. Ama zaman filan belirtmez, dolayısıyla ne zaman oturup konuşacağınız da aslında belli değildir. Zaten o müsait olunca siz olmazsınız, siz olunca da o olmaz. Derken, unutulur gider. Ya da tesadüfen aylar sonra bir yerde filan karşılaşırsanız “yaaa hani konuşacaktık…” diye başlarsınız ve süreç başa döner.
Cep telefonunu lazım oldukça kullanır. Dolayısıyla yüz yüze oturup konuşuyorken o bir şeyler söylerken siz onu dinlediğiniz gibi siz konuşurken de o da sizi dikkatle dinler.Elinde sürekli telefonuyla yaşar. Her an bir telefon gelecekmiş havası vardır ortamda. Kimi zaman da kulağından kulaklık veya bluetooth aygıtları görünür. Boynundan, karın bölgesinden, kol ağzından, kulağının çevresinden orasından burasından kablolar göze çarpar. Siz sorduğu bir soruya cevap verirken dahi telefonu çalınca hiç bir şey demeden diyalogu kesip telefona cevap verir. Siz şaşırırsınız ve telefonla konuşması bitince nezaketen konuyu baştan ele alırsınız. Ama devamını getirmeniz ne mümkündür. Yine telefonu çalar ve gelen o telefona da hemen bakması şarttır. “Meşgul” veya “sessize almak” diye bir fonksiyondan habersiz gibidir. Artık baktınız uzun süreli ve düzgün bir diyalog sürdürülemiyor, kısaca bir şeyler söyleyip işinize dönmek istersiniz.
Bilimsel etkinliklerde bir sunum yapacağı zaman kendisine ayrılan süre kadar konuşur. Tam dakikasında başlar ve dakikasında bitirir.Bilimsel etkinliklerde konuştukça konuşur. Süre kavramı pek yoktur. Hatta süreyi aştığı için gelen uyarılara kulak asmaz. Bilimsel olmaktan ziyade magazinsel konuşur. Bazen de sunum yaparken ya mikrofonu çalışmaz, ya projeksiyon arızalanır, ya da sunumundaki bir multimedya uygulaması açılmaz.
Genelde bir tane e-maili vardır. E-mail gönderirsiniz ve cevap alırsınız.Genelde bir kaç tane e-mail adresi vardır. Kurum e-maili ya çalışmaz ya da bilmem ne politikasına takıldığı için e-mailleri bir şekilde alamıyordur. Diğer e-mailine mesajı gönderirsiniz. Ancak ona da cevap gelmeyebilir. O nedenle cevap alamadığınız zaman telefonla da aramak zorunda kalırsınız. Arayınca da “Yaaaa ben o mailleri kullanmıyordum, başka bir mailim daha var ona gönder” der. Size bambaşka bir e-mail adresi daha verir.
Bilgisayarla ilgili “John, şunu nasıl yapıyorduk” gibi kolay bir şeyi sorsanız dahi, hemen gelip gösterir ve çekinerek sorduğunuzu gördüğü için de sizi rahatlatmak amacıyla “I know, it is a little bit difficult, most people forget it” (Biliyorum, birazcık zor, çoğu insan unutuyor) gibi bir şeyler söyler. Dolayısıyla kendinizi beceriksizmişsiniz gibi hissettirmez.Bilgisayarla ilgili kolay bir şey sorduğunuzda biraz da samimiyeti varsa dalga geçebilir. “Ya bilmiyon mu”, “gösterdik ya geçen”, “işimiz gücümüz yok bunları mı anlatacaz” gibi şakayla karışık aşağılayıcı laflar kullanır. Nasıl yapılacağını gösterirken de klavyedeki tuşlara sert sert basar, o arada söylenir, Offf, pufffff, “bu işlerle uğraştırıyorsunuz beni” anlamında sesler çıkarır. Aniden “Kim oynadı bunun ayarlarıyla” diye yüksek sesle sitem eder. Veya yanınızdan ayrılıp odasına döndüğünde “ya şu yukarıdaki …..’in kafası hiç basmıyor” gibi laflar edebilir. Bir daha ki sefere bilgisayarla ilgili bir şeyi ona sormak yerine başka bir bilişimci arkadaşınızı arayıp ona sormayı tercih edersiniz.
Yapılacak bir teknik iş, arıza, bakım, tamir, vb işlem var ise, alet çantasıyla gelir, “Merhaba” der, mümkün olduğunca sessiz çalışır, kurulum gibi uzun süreçlerde sessizce bekler, işini tam yapar ve gider. (Çalışırken size göre hareket eder, siz konuşursanız o da kısa cümlelerle katılır, konuşmazsanız sizi rahatsız etmez)Yapılacak bir teknik iş, arıza, bakım, tamir işlemi varsa, genelde hemen gelmez.  Bir daha arayıp ısrarcı olursanız veya durumun acil olduğunu filan belirtirseniz gelir. Geldiğinde de “merhaba” filan demeden “Ne vardı” der. Sonra çalışmaya başlar ve ve sizden de bir şeyler istemeye başlar. Mesela “Tornavida” olup olmadığını sorar. İşinizi bırakıp tornavida arar ve etraftan bulup verirsiniz. Sonra siyah bant var mı, makas var mı vb bir sürü şey daha sorar. İş biraz uzun süren bir iş ise yani format, tarama vb filan yapılıyorsa, canı sıkılır ve konuşacak birini arar ve sizin onunla konuşup konuşmak isteyip istemediğinize bakmaksızın size özel sorular sorar, “nerelisin”, “kaç yaşındasın”, “peder valide nerede”, “buraya kaç para kira veriyon”, “maaşın kaç lira”, “senin yerinde olsam şöyle şöyle yapardım” gibi… Baktı hoşnut olmadığınız belli bu sefer de cep telefonundaki arkadaşlarını arayıp onlarla argo laflarla sohbet eder ve siz de dinlemek zorunda kalırsınız. Sonra telefonunu şarja takmak ister ve priz var mı diye sorar. Yani geldiğinden itibaren gidene kadar sizi de meşgul ve rahatsız eder.

 

Etiketler:

Yorum Yaz